Wednesday, March 5, 2008

Gecikmiş bir Londra gezisi :)

Söz vermiştim, Londra gezisinden bahsedeceğime. Fakat aradan uzuuuun zaman geçince, kaldı. Kuğu'cğm bana sağolsun hatırlattı :)) Ama herşey sıcağı sıcağına güzel oluyor. Dolayısıyla uzun uzun anlatmak yerine, birkaç resim yükleyeyim dedim.

Biz, Lancaster Gate'de, bu beyaz binada kaldık. Apart hotel tarzında, şık bir yer. Hem Hyde Park'a hem de metroya çok yakındı.



Burası, gece dolaşmaya gittiğimiz meşhur ve bayağı kalabalık olan Piccadilly meydanı .



Brithish Museum'dan sonra en sevdiğim müze Natural History Museum. Keşke büyük Çekirdek de yanımızda olsaydı.. Dinozorlar tam ona göreydi :))



Londra muhteşem. İstanbul'dan sonra yaşamak istediğim tek şehir. Tabii yazın ortasında gittiğimiz için, gezip tozmak daha bir zevkli oldu. Zaten şehir gezileri mutlaka güzel bir mevsimde yapılmalı. Hem günler de daha uzun oluyor, hem de tiril tiril geziyorsunuz.





Biz de zaten Hyde Park'ın tadını doya doya çıkardık, piknik bile yaptık :)
Kuğular ne güzel değil mi :)))



Bu bendeniz, elinde enerji içeceğiyle. E az koşturmadık oradan oraya :)



Bu beyaz toplar Londra'daki meşhur "The O2" konser salonunun girişinde duruyor.
Bu da sokak gibi dizayn edilmiş salona giden yol üzerindeki afişlerden bir tanesi.



Konsere girerken ne fotoğraf makinesi, ne kamera, ne de cep telefonu sokabildik. Nasıl becerdilerse, sokan vardı tabii. Fakat biz riske atmadık. Bu yüzden de o muhteşem salonu ve Prince'i çekemedik. Ama internetten indiriliyor konser. Sahne o meşhur "Prince işareti" şeklindeydi. Herzaman yanında dans eden iki kız harikaydı. Bir de ikiz oldukları için, daha bir harika durdu şovları. Biz 20 günlük konserin 1. gününe bilet aldığımız için, Princ'in performansı müthişti. Hatta konser bittikten sonra, geride kalanlar için müzisyensiz bir şov daha yaptı. Sonra da ayrı bir yerde, (disko-bar gibi) sabaha kadar after show partysi sürdü. Gençliğinde sıkı bir Prince hayranı olan eşim de muradına erdi :)))

Ünlü Harrod's mağzası, başlı başına saatlerce gezilecek bir yer. Girişte zaten harita tarzı minik broşürler alabiliyorsunuz. Böylece hangi katlarda neler var ve kaybolmadan nasıl ulaşılır, öğrenebiliyorsunuz :)
Binanın birsürü girişi var. Neredeyse her girişin önünde, soförlü, son model arabalar duruyordu. Ben, bir ünlünün inmesini beklerken, inenler hep çarşaflı arap kadınlarıydı. 4-5 kadın ve yanlarında mutlaka filipinli bir hizmetli. Kadınlar çarşaflıydı, ama süper lüks bir şekilde, son model gözlükler, marka çantalarla filan.
Ve öyle bir alışveriş yapıyorlardı ki, ağızım açık kaldı :)
Yanlarında kesinlikle eşleri yoktu. Kadın kadına dolaşıyorlardı. Erkekler ise 2-3 kişilik gruplar halinde, son model spor arabalarıyla caddelerde turluyorlardı.

Bir de Mark's and Spencer mağzaları orada buradakilerinden çok farklı, daha güzel. Ayrıca kocaman gıda bölümleri de vardı. Market gibi. Genelde yiyecek alışverişimizi bu Mark's and Spencer Food Hal'lerden yapıyorduk.

Biliyorsunuz, Londra'nın çift katlı, kırmızı otobüsleri meşhurdur. Biz de bol bol bu otobüsleri kullandık. Çok zevkliydi :) Bir de caddelerde o kadar çok kırmızı otobüs var ki, şöyle baktığınızda, bir örnek, koca koca kırmızı binalar sanki dolaşmaya çıkmış gibi :)) Bu kadar otobüse rağmen, havada kesinlikle duman, eksoz kokusu yoktu. Eşim hatta özellikle otobüsün eksozunu kokladı (gerçekten). Kesinlikle koku filan yoktu. Biz burada ne eksoz dumanıyla yaşıyormuşuz meğer :(

Aklıma ilk gelenler bunlar oldu. Dediğim gibi, sıcağı sıcağına yazmak meğer daha iyi olurmuş.

Farkettim ki, resimler ve onlara uygun yazılar kaymış. O yüzden okuduğunuzda yandaki resimle alakasız olabilir :))

8 comments:

fikriminincegülü said...

Maşallah ne güzel gezilmiş valla.:) Sen daha neyine zayıflayacan onu anlamadım ben şimdi. Üflesem uçacaksın be güzelim... Sıfır beden manken mi olacaksın başımıza.:)

Ayçiçeği said...

FİKRİMİNCEM, ben zaten hep böyleydim. Yani üflenince uçacak cinsten :))
Ama takıntı işte! Neyse, istediğim kiloya indim zaten :) Yani bitti rejimim.

KUGUU said...

AYCICEGIcgm, gec olsun ama guc olmasin:)) Damakta kalan lezzet tadinda, konsantre ve cok cok guzel bir yazi olmus. Resimler ise hmmmm :) cok guzel, tanistigimiza cok mmnn oldum fistikim:))
Bu arada "HydePark Kugulari" resmi beni cok mutlandirdi. Dogru soyle cekerken sahiden aklina geldim mi:)) (durun biraz duygulanip simarayim ben!)

gazel vakti said...

Amanin pek güzel bi hatunmuşsun. Senin yanında güdük ve şişman kalıyorum ben. Çok güzel bi gezii olmuş resimlerden anlaşılacağı üzere. Pek bi avrupaisin efendim. Sosyete seni dicem tek kelimeyle:)))

renkler said...

Biz de Mayısta gideceğiz inşallah. Eşimin beraber iş yaptıkları İngilizler davet edip duruyor ama biz bir türlü gidemiyoruz. Biliyorum bu kez de zor! Güzel bir tatil yaşamışsın canım... Kendine iyi bak:)

Ayçiçeği said...

KUGUU'cğm, evet. Aynen öyle oldu. Çekerken aklıma geldin. Hatta çekmeden önce aklıma gelip, öyle çektim :))

Ayçiçeği said...

GAZEL VAKTİ, :))) mersi canım :)))

Ayçiçeği said...

RENKLER'cğm, varsa böyle bir fırsatınız, değerlendirin. Hatta oğluşun da sizinle gidebilse, çok iyi olur. Gerçi okul var. Fakat çocuklar için o kadar güzel yerler var ki. Ben çok isterdim büyüğün yanımızda olmasını.