
Sonraaa, birden uyanmışım ve bunun bir rüya olduğunu görmüşüm, dermişiim :)) Şaka, şaka :D
O iki parlak gözü ve o krış krış sesi duyunca, bir de hayvan zaten hiç hareket de etmiyordu, geri geri giderek odanın kapısını kapatmıştım hemen. Sonra birden jetonum düşmüştü. Tekrar odaya girip, yatağın hemen yanında duran balkon kapısını açıp, kendimi tekrar odanın dışına atmıştım.
Kedi olsa, çoktan hareket eder, birşeyler yapardı, diyordum kendi kendime. Tavşana da benzemiyordu. Bir türlü anlam verememiştim.
O sırada çocuklar da kalkmıştı. Birşey söylememiştim tabii. Eşim de 1-2 saate kadar gelmişti (uykulu bir şekilde :)). Önce kahvaltı etmiştik !!
Sonra çıkıp, yukarda ne tür bir yaratık var bakalım demiştik. Elimizde süpürgelerle girmiştik odaya. Çocuklar da peşimizdeydi. Odaya girdiğimizde, hiç ses yoktu.
Herhalde balkon kapısından çıkmıştır dedik. Fakat eşim yine de temkinli davranmak istemişti. İkimiz de önce odayı baştan aşağı arayıp taramıştık. En son da süpürge saplarıyla yatakların altına bakmıştık. Yaratığın altında olduğu yatağa eğilip baktığımızda birşey görememiştik. Fakat süpürgelerle yatağın altını kontrol ettiğimizde, birşeyler takılıyordu hep. Evde fener de yoktu (ama artık var :))).
Son olarak yatağı çekip, öyle bakmaya karar vermiştik.
Yatağı çektiğimizde bir de ne görelim, 2 gri, 1 sarı toplam 3 tane yeni doğumuş kedi yavruları :) Meğer benim gördüğüm (gözümde lens yoktu, flu idi ya!), zar zor yürüyen, doğurdu doğuracak bir kedi imiş. O haldeki hayvancağız tabii hoplaya zıplaya cıkamadı merdivenleri. Bir de yatağın altından gelen sesler, ve kedinin hareket etmemesinin de tek nedeni, o an yavrularını doğuruyor olmasıymış.
Hemen büyük bir oyuncak kutusu alıp, yavruları içine koymuştuk. Ben bahçeye indirecektim, fakat eşim annelerinin balkondan çıktığını, mutlaka da geri döneceğini söylemişti. Biz de kutuyu balkona koyduk. Sonra eşim biraz uyumaya çıkmıştı. Ben de çocuklarla bahçeye inmiştim.
Bahçede otururken, etrafta bir kedinin dolandığını görmüştüm. Karnının altından meme uçları sarkıyordu. Yeni doğum yapmış olduğu belliydi. Bizim evde doğuran kedi olduğunu anlamıştım. Fakat hayvan yukarıya çıkacağına, terasın kenarında taşa uzanıp beklemeye koyulmuştu. Ben kediye, kedi bana bakar durumundaydık. Herhalde kedi üst balkona çıkamıyor diye fikir yürütmüştüm. Halbuki eşim sıkı sıkı tembihlemişti beni, yavrulara sakın dokunma diye. O gelir bulur yavrularını diye.
Ama dinlemeyip ve bir koşu yukarı çıkıp, balkondaki kutuyu almıştım ve terasa koymuştum. Kedinin az ilersinde duruyordu. Fakat kedi, şöyle bir baktıktan sonra kafasını öteki tarafa çevirip, hiç ilgilenmemişti. Ben ve çocuklar heyecanla bekliyorduk ne olacak diye. Hiçbirşey olmamıştı. Kedi kalkıp bahçenin sonunda duran ağacın altına gitmişti bu sefer. Ben de biraz bekledikten sonra, kutuyu bu sefer o tarafa taşımıştım. Kedi yine oralı olmamıştı. Ben elimde kutuyla kedinin peşinde, oğlanlar da benim peşimde, oradan oraya gezinip durmuştuk.
Bahçede biraz daha dolandıktan sonra, hop diye terasın çatısına tırmanmıştı. Oradan da balkona doğru atlamıştı. Ben, oralara çıkamaz, yavrularını bulamaz derken, kedi birden balkona çıkmıştı. Aklımdan ilk geçen tabii, keşke eşimi dinlemiş olsaydım olmuştu :) Çünkü anne kedi gerçekten de yavruları için dönmüştü.
Çekirdeği yukarı yollamıştım, camın arkasından baksın kedi ne yapıyor diye. Çekirdek çıktıktan iki saniye sonra ağlayarak yanıma gelmişti. "Kedi bana kkkıhhh yaptı" diye ağlamıştı. Kedinin ne yaptığını anlamaya çalışmak için yukarı çıkmıştım. Perdeyi çektiğimde, yerde uzanıp bekler pozisiyonda olan kedi, yılan gibi tıslayarak dişlerini göstermişti. Gerçekten de korkunç bir görüntüydü. Demek ki hayvan yavrularını hala içerde sanıp, kapının açılmasını bekliyordu. Aşağıda bahçede duran yavrularını kendi yavruları olarak kabul etmemişti. Nerede bıraktıysa, orada bekliyordu.
Bu sefer aşağıdaki kutuyu yukarıya taşımıştım. Fakat perdeyi araladıkça tıslayan kediye yavrularını nasıl vereceğimi bilememiştim. Sonra ise bir cesaretle kapıyı aralayıp, kutuyu hemen dışarıya koymuştum.
Kedi saniye geçmeden bir yavruyu boynundan kapıp götürmüştü. Biz de hayvanın peşinden inmiştik tekrar bahçeye. Fakat onu görememiştik. Dakikalar sonra tekrar gelmişti ve başka bir yavru götürmüştü. Yaklaşık 15-20 dk. sonra hepsi gitmişti. Herhalde doğurduktan sonra bir yavruyu götürürken, biz odaya girmiştik. O yüzeden yoktu ortalarda.
Yavruların annelerine kavuşması içimi bayağı rahatlatmıştı. Yoksa çok üzülürdüm onları almasaydı. Biz de zaten gidecektik. Fakat ayağına kadar taşımama rağmen niçin ısrarla tanımaması ve odanın önünde beklemesi de ilginçti.
Sonuçta hepimiz mutlu olmuştuk. Bu arada bütün bu olaylar olduğunda, yani ben çocuklarla yavruları oradan oraya taşıdığımda eşim hala uyuyordu :))